Skip directly to content

Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlarda depresyon hakkında çarpıcı veriler

8 Mart ‘Dünya Kadınlar Günü’nde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde düzenlenen ‘Psikiyatride In-Out’ toplantısı, Türkiye’nin 45 farklı hastanesinde canlı yayınlanarak bine yakın psikiyatriste ulaştı.

16 yıl süreyle Dünya Sağlık Örgütü'nün Ruh Sağlığı Departmanı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Norman Sartorius’un konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, başta depresyon ve anksiyete bozuklukları olmak üzere farklı konularda dünyadaki yeni gelişmelere, ‘psikiyatride in ve out’ kavramlar hakkında çarpıcı açıklamalara yer verildi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü bu yıl 100. kez kutlanıyor. Her ne kadar kadınlar için özel bir gün olsa da maalesef tüm dünyada kadınlara yönelik şiddet hala gündemde. Kadınlara yönelik şiddet kadınlarda depresyon görülme sıklığını artıran faktörlerden biri.

Pfizer Türkiye tarafından, 8 Mart ‘Dünya Kadınlar Günü’nde bu gerçeğe dikkat çekmek ve depresyon başta olmak üzere “Psikiyatrik sorunların tanısı ve tedavisinde neredeyiz?”, “Ruh sağlığı hizmetlerinde güncel stratejiler”, “Psikiyatride In ve Out olan yaklaşımlar” gibi konuları paylaşmak amacıyla bir toplantı düzenlendi. Türkiye’nin 45 farklı kliniğinde canlı yayınlanarak bine yakın psikiyatriste ulaşan toplantıya Prof. Dr. Norman Sartorius ve Doç. Dr. Timuçin Oral konuşmacı olarak katıldı.

Depresyonun özellikle kadınlardaki seyri hakkında çarpıcı bilgilere yer verilen toplantıda, Doç. Dr. Timuçin Oral; “Türkiye’de kadınların dörtte birinin şiddete maruz kaldığını ve bunların %75’inin eşlerinden şiddet gördüğünü, bu durumun da depresyonu oluşturan nedenlerden biri olduğunu” belirtti.

Prof. Dr. Norman Sartorius konuşmasında ‘Depresyonun yıllar içinde hem prevalansının (sıklığı) hem de insidansının (artış hızı) arttığını ve 20 yıl öncesine göre depresyonun artık daha erken yaşlarda başladığını’ söyledi. Ayrıca ‘kronik hastalıkların artmasıyla birlikte komorbid (eş zamanlı) görülen depresyonun da artış gösterdiğini ve depresyonun somatik (fiziksel) şikayetlerle (ağrı, yorgunluk, uykusuzluk gibi) daha çok ortaya çıktığını’ belirtti.

Prof. Sartorius ‘Depresyonun tedavi edilmezse normal popülasyondaki insanlara göre 3-5 kat daha fazla mortalite (ölüm) oranına sebep olduğunu’ belirterek ‘psikiyatrinin tıbbın bir parçası olduğunu ve birinci basamak sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere her hekimin bu konuda eğitim alarak depresyonu tedavi etmesi gerektiğini’ söyledi. Ayrıca ‘Tıbbi hizmetlerin ekonomik açıdan değerlendirilmesinin yanlış olduğunu, doktorların hastaları hakkında karar verirken hasta için en iyisini seçmesi ve hastalara en ucuz tedaviyi değil en iyi tedaviyi uygulayabilmesi gerektiğini’ vurguladı.

Yapılan çalışmalar; 

  • Depresyonun kadınlarda erkeklere kıyasla 2 kat daha fazla görüldüğünü,

  • Her 5 kadından 1’inin depresyonda olduğunu,

  • Kadınlardaki depresyon ataklarının erkeklerdekine kıyasla daha sık ve daha uzun süreli olduğunu,

  • Kadınlarda depresyonun daha kronik ve tekrarlayıcı bir seyir izlediğini,

  • Erkeklerden daha fazla kızgınlık, bedensel şikayetler, kaygı ve hareketlerde yavaşlama/durgunluk görüldüğünü,

  • Kadınların aile içinde ve evlilikteki rollerinde daha büyük oranda fonksiyonel bozulma meydana geldiğini ortaya koyuyor.

Ülkemizde, insanlar depresyon hakkında yeterince doğru bilgiye sahip olmamakla birlikte, yanlış bilinen birçok bilgi de hastalığın tedavi edilmemesine ve kronikleşmesine neden oluyor. Tedavi edilebilir bir hastalık olan depresyon için en az 6 ay kadar süren bir tedaviye ihtiyaç duyuluyor. Tedavinin erken bırakılması ya da uygun tedavi edilmemesi ise hastalığın tekrarlamasına yol açabiliyor. Böylece risk büyüyerek, depresyon kronikleşiyor. Kronikleşmiş durumlarda da tedaviye daha uzun süre devam etmek gerekiyor. 
 

Dünyada 100 milyon insan depresyonda...

Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, herhangi bir anda dünyada 100 milyon insan depresyon geçiriyor. Bununla beraber depresyon tedavi edilebilen ve iyileştirilebilen bir hastalık. Oysa depresyon geçirenlerin çoğu, durumlarının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu düşünmüyor ve bu nedenle tedavi arayışı içine girmiyorlar. 

Depresyon kadınlarda erkeklere göre daha sık ve daha uzun süreli seyrediyor

Depresyon kadınlarda özellikle doğurganlık döneminde daha sık görülmekle birlikte, depresyonun yaşam boyu prevalansı erkeklerde %12.7 iken, kadınlarda %21.3 şeklinde görülüyor. 

Umutsuzluk hastalığın kendisi olduğunda, umutsuzluğunuzu paylaşmak iyiliğe giden yolun ilk adımı olacaktır...

Uygun tedavi edilmeyen depresyon, dönemler şeklinde tekrarlayabiliyor. Bir kez depresyon geçiren kişinin, ikinci kez depresyona girme olasılığı yüzde 50, ikinci atak geldikten sonra 3. depresyon döneminin gelme olasılığı ise yüzde 70, üç atak uygun tedavi edilmediği takdirde ise yeni atak gelme olasılığı yüzde 90’a ulaşıyor. Böylece risk büyüyerek, depresyon kronikleşiyor. Kronikleşmiş durumlarda da tedaviye daha uzun süre devam etmek gerekebiliyor. Bu nedenle depresyonun erken tanınması ve tedavisi büyük önem taşıyor.