Ankilozan Spondilit
Ankilozan spondilit (AS) nasıl bir hastalıktır?
AS, ağrılı ve çoğunlukla ilerleyici olan bir romatizmal hastalıktır. Omurga ve leğen kemiğindeki eklemlerin bazılarının ya da tümünün birbiri ile kaynaşması durumudur. Ankiloz kemiklerin birleşmesi, birbirine yapışması demektir. Spondilit ise vertebraların (omurga kemiklerinin) iltihabını tanımlar. Hastaların çoğunda bu yapışma kısmidir.
Sıklıkla omurga kemiklerini etkilemekle birlikte, diğer eklemleri, tendon ve bağları da etkileyebilir. Gözler, akciğerler, barsaklar ve kalp de tutulabilir. Ancak AS hemen hemen hiçbir zaman hayatı tehdit eden bir hastalık değildir.
Ankilozan spondilit nasıl gelişir ve ilerler?
İnflamasyon, bağ ya da tendonların kemiğe yapıştığı noktalarda ortaya çıkar. Bunu, kemiğin yapışma yerinde ortaya çıkan erime (erozyon) izler. Zaman içinde iyileşme süreci inflamasyonun yerini alır ve yeni kemik oluşur. Eklem bağ ya da tendonlarının yerini kemik doku aldıkça, eklemde hareket kısıtlılığı başlar. Bu iltihabi sürecin sürekli olarak tekrarlanmasıyla daha fazla kemik oluşumu gerçekleşir ve sırtı oluşturan omurga kemikleri birbiriyle tamamen kaynaşır. Çoğunlukla ilk olarak leğen kemiği (pelvis) etkilenir.
Ankilozan spondilit kimlerde ve neden ortaya çıkar?
Yaklaşık olarak her 200 erişkin bireyden birinde görülen AS, tipik olarak ergenlik çağının sonunda ve yirmili yaşlarda ortaya çıkar. Ancak belirtiler yaşamın diğer dönemlerinde de başlayabilir. AS, erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha sık görülmekle beraber, erkek, kadın ve çocukları etkileyebilir, ancak bu üç hasta grubunu farklı biçimlerde etkiler. Erkeklerde en sık leğen kemiği ve iskelet, daha seyrek olarak da göğüs duvarı, kalça, omuz ve ayaklar etkilenir. Kadınlarda iskelet tutulumu erkeklere göre daha hafiftir. En sık leğen kemiği, kalça, diz, dirsek ve bilekler tutulur. 11 yaşın altındaki çocuklarda AS belirtilerinin ortaya çıkması pek beklenmez. Çocuklarda tipik olarak etkilenen eklemler diz, bilek, ayak ve kalça eklemleridir. Nadiren sırt ağrısı bulunur.
AS’nin oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bu hastalığın görüldüğü bireylerin çok büyük bir kısmının kanında HLA-B27 adı verilen genetik bir belirteç bulunmaktadır. HLA-B27’nin diğer proteinlerle etkileşime geçerek vücudun savunma mekanizmalarını ve bağışıklık sistemini bozduğu düşünülmektedir. Normalde zararsız olan bazı mikropların HLA-B27 ile temasa geçip bağışıklık sistemini devre dışı bırakarak ters bir etki yaratıyor olması mümkündür. Gerçekte HLA-B27 AS’ye neden olmaz, ancak bu geni taşıyan insanların AS’ye yakalanma ihtimali 100 kat daha fazladır. Ancak bu geni taşıyan herkeste AS gelişmemektedir. Yani AS gelişimine neden olan faktörler, genetik, çevresel, hatta bakteriyel olabilir.
Ankilozan spondilitin semptomları nelerdir?
- Yavaş ya da dereceli olarak başlayan sırt ağrısı ve katılık (saatler ya da günler içinde değil, haftalar ya da aylar içinde ortaya çıkar)
- Omuz, diz ve bileklerde eklem ağrısı ve iltihabı
- Boyun ağrısı
- Gün ilerledikçe egzersizle azalan ya da kaybolan sabah sertliği ve ağrısı
- Bulguların üç aydan daha uzun süre devam etmesi
- Özellikle erken dönemlerde olmak üzere, kilo kaybı
- Halsizlik
- Ateş ve gece terlemeleri
- Gözlerde kalıcı hasara neden olabilecek iltihap
Ankilozan spondilit eklemler dışında hangi organları etkileyebilir?
AS, göz, kalp ve akciğerleri etkileyebilir. Bu etkiler hayati tehlike taşımaz ve daha kolay tedavi edilebilir. AS, gözün iris adlı renkli tabakası ile onun gözün dış duvarına tutunma yeri olan uveayı etkiler. Bu durum gözlerde ağrı ve rahatsızlık hissi ile sonuçlanır. AS nadiren kalp üzerinde de etki gösterir. Aort kapakçığını etkileyerek kanın geri kaçmasına neden olur. Kalbin elektriksel aktivitesini de etkileyebilir. AS göğüs kafesi kemiklerini ve bu kemikler arasındaki kasları tutarak nefes alma, öksürük, hapşırma gibi durumlarda ağrı duyulmasına neden olabilir.
AS kişiden kişiye değişkenlik gösteren bir hastalıktır. Bazı bireylerde hemen hemen hiç belirti görülmezken, bazılarında belirtiler son derece şiddetli olabilir.
Ankilozan spondilit tanısı nasıl konur?
Bel bölgesinde genellikle 3 aydan daha uzun süren ağrı ve hareket kısıtlanması her zaman AS’yi akla getirmelidir. AS semptomları bulunan hastalarda, omurganın alt kısmının öne doğru olan eğimini kaybederek düzleşmeye başlayıp başlamadığı değerlendirilir. Röntgen çekilerek omurgadaki karakteristik değişikliklerin oluşup oluşmadığı saptanır. Diğer romatizmal hastalıklardan farklı olarak kan testlerinin AS tanısının konmasında pek yeri yoktur. Sedimentasyon hızı yüksek olabilir, kansızlık görülebilir. HLA-B27 kanda saptanabilir. Omurga ve leğen kemiğinin röntgen filmlerinin çekilmesi de tanıda çok yardımcı olmaktadır.